Altan haksızlık ediyor
Sedat Günçekti
TV’lerde ve Gazetelerde Kürt millet ve PKK g...
Ibrahim Güçlü
Beşikçi’ye dava, Kürdün ölüsüne işkenceye fe...
Yaşar Karadoğan
Kürdler Türk'ün dostudur ya Türkler?
M. Nureddin Yekta
Peymana Lozan`ê xeniqandina gelê Kurd e!
Xidir Ûso
Hevpeyvîn bi Îsmaîl Beşîkçî re
Seyidxan Kurij
E-Mail hat guhertin! E-Maila nu: inforizgari@yahoo.de                             E-Mail adresimiz degisti! Yeni E-Mail: inforizgari@yahoo.de                             Our E-Mail is changed! New E-Mail : inforizgari@yahoo.de                             Unsere E-Mail wurde geaendert: Neue E-Mail : inforizgari@yahoo.de                            
Video | Arşiv | İstatistik | Anket | Links | Email  
Gast Autoren
C.Doğan:
Öymen ve Hitler’in zihinsel kardeşliği
Ferzan Bakur:
Ortadoğu, Siyaset ve Değişim
Fettah Karagöz:
Anayasa değişikliği ve Kürdler
Kadir Satık:
“Açılım”
M. Nureddin Yekta:
Kürdler Türk'ün dostudur ya Türkler?
Merîh Nergîs:
Kabilîn gölgesi
N. Ferhat Sağnıç:
Ateş'te Yanan Ateşin Çocuğu
Rucan Keleş:
44 insanın katili kim?
Seyidxan Kurij:
Hevpeyvîn bi Îsmaîl Beşîkçî re
Siddîq Bozarslan:
95 Salîya Salvegera Komkujîya Fileyan (Ermenan) û Kurdan
Zinarê Xamo:
Anketeke pir girîng
Zur Zeit sind 218 Gäste und 0 Mitglied(er) online.
Mitglied Login
Haber_Yorum_Kurdistan Sait Çürükkaya: 'Faşizmin olduğu yerde cinayetlerde vardır'
Geschrieben vonrizgarionline auf Mittwoch, 15.Februar. @ 19:34:50 CET
Unterstützt durch rizgarionline

Sait Çürükkaya/ Temel hedefi kendi gibi düşünmeyenleri yoketmeyi amaçlayan bir hareketin milli, sosyal, en nihayetinde de ahlaki olması düşünülemez. Özellikle işlenen Kanî Yılmaz ve Sabrî Torî cinayetinde PKK gerçek sorumlu olduğu için, adı cinayetin altında geçmektedir.Yoksa havadan bir taş gelip bu iki Kürd insanını öldürmemiş, aksine PKK ana karargahına bağlı olan Özel Kuvvetler içinden suikast için görevlendirilen brimin planlaması sonucu arabaya yerleştirilen bombanın patlaması ile Kanî ve Sabrî arkadaşlar yaşamlarını kaybetmişlerdir.

Şu bilinmeli ki PKK içinde olan bir kliğin (Cemil Bayık, Duran Kalkan, Murat Karayılan) ve bunlardan icazet alan bazı ardılları olduğu sürece, cinayetler işlenecektir. Bu insanlar, bu cinayetleri işlemeden rahat bile uyuyamazlar. Ama hiç bir şekilde işlenen cinayetlere sahip çıkma cesaretini de gösteremezler.
PKK ise „Yaptığımız her cinayeti halk onaylıyor buda haklı olduğumuzu gösteriyor“ diye bir sonuç çıkarıyor, yaptıklarına devam ediyor.

Bu cinayetleri işleyenler kimlerdir?
Hiç bir çağdaş bilimsel gelişmeyi görmeyen, Sosyalizmi Türk sol geleneğinden gelen, yabancı dil bilen bir iki kişinin tercümelerinden öğrenen, tüm entellektüel birikimini bu Türkçe kitaplardan öğrenen, hiç bir yabancı dil bilmeyen(burada yabancı dil bilmeme sadece bir eleştri değil 'Demokratik-Ekolojik' diye bir devrimden bahsedenler, bu düşünceyi ortaya atanları kendi dilinden öğrenmeleri gerekir diye düşündüğümdendir) Diğer taraftan, bu beyler, sadece kendilerinin Kürtlük için savaştığını idda etmekten geri durmazlar. Son 20 yılını dağda geçiren bu insanların modern bir topluma öncülük yapması düşünülebilinir mi?

Aynı şey APO içinde geçerli. 1972 lerden itibaren 1999 da İmralı'ya gelinceye kadar kitap okumayan, İmralı'ya gelince de R.O Neill, G. Childe. I . Wallerstein, M. Foucault gibi yazarların kitaplarını okuyup, bu yazarların fikrini alıp, bu fikirlerin aynısını ''yeni bir Paradigma yarattım'' diyerek, müritlerini kandırma yoluna gitmiştir.Tabiki bu bir kültürel birikim değil, aksine siyasete yaptıkları sahtekarlığın aynısını bilim adamlarına ve bilime hakarette bulunarak, bu alanıda kulanarak, kitleleri manüpüle etme çabasıdır. Bu başlıbaşına ayrı bir konudur, Apo'nun bu kitaplarını okuyanlar A. Öcalan'ın büyüklüğünü değil, ancak ve ancak sefilliğini görürler ama yaşamları boyunca üç beş kitap okumayanlar, bu okuduklarını da anlamayanlar ancak ve ancak en gerici ve ilkel olsa da tabiki sadece güce alkış çalarlar.

1970 ler sonrası tüm dünyada olduğu gibi Türkiyede gelişen sol gençlik hareketinden etkilenen, siyaseti kendi içinde boğulan solun bitmeyen Sosyal Emperyalizm, Çin Sovyet Çelişkisi, Proleterya Diktatörlüğü, Üç Dünya Teorisi benzeri tartışmalar dışında Sosyal ve Siyaset bilimini bilmeyen bu grup o dönemin sol düşüncenin gençlik üzerinde yarattığı heyecan ile örgüt kuruluşunda yer almışlar.

Daha sonraki illegal yaşam onları dünyadaki siyasal, sosyal ve bilimsel değişiklerin ancak on yıllar sonra farkedebilecek kadar geriletmiştir.

Önder dedikleri Apo’yu kendilerine tartışmasız lider olarak görerek de, asıl Kürt halkına düşmanlığı devrimcilik olarak vazife edinmişlerdir.
Liderleri ve eskiden malesef benimde liderim olan Öcalan'ın, yaşamı boyunca inandığı hiç bir şey yoktur. Onun övdüğü ve yerdiği her şey sadece ve sadece kendisi için vardır. Mücadele, bağımsızlık, kürdlük, sosyalizm, şehitler, hain, ihanet vb ne kadar şey varsa eğer Apo nun daha iyi yaşamasına ve liderliğine hizmet ediyorsa, vardır. Eğer bunlardan biri Apo için bir tehlike ise, bunun yok edilmesi gerekir. Hepimizin bildiği gibi; Apo İmralı'ya gelmeden önce her yerde bağımsız Kürdistan için savaştığını söylerdi, İmralı' da Bağımsız Kürdistan'ı savunması işine yaramıyordu ve Bağımsız Kürdistanı savunan herkesi hayın olarak adlandırdı.

Sadece bu örnek bile bu Apocu sistemin işlediği cinayetlerin anlaşılması için yeterlidir.

İşte Apo ve Kliği, korku uzerine kurdukları iktidarını korumak için her türlü cinayeti, ilk grup döneminden günümüze kadar işlemeye devam etmiştir. Varoldukları sürece de cinayet işlemeye devam edeceklerdir. Kendilerinin Kürt sorunu diye bir dertleri olmayıp, aksine iktidarlarını her türlü alçakca cinayetlerle koruma sorunları vardır. Kürtlüğü fanatik milliyetçiler gibi savundukları için değil, kendi iktidarlarını zorba ve zalimler gibi koruduklar için faşistdirler.

Bu klik 1977 den başlayarak Ferit Uzun, Mustafa Çamlıbel, Ramzan Adıgüzel, Kürşat Timuroğlu, kendi içinde Celal Aydın, Ali Yaylacık, Çetin Güngör, Enver Ata, Resul Altınok, Saime Aşkın, Halil Kaya, Şahin Baliç, Mehmet Şener gibi daha sayfalar tutacak sayıda Kürt devrimcilerini katlederek, Kürdistan toplumu içinde güç olma yolunu izlemişlerdir..

Benim gibi PKK’ye katılan hemen hemen tamamına yakın kişi bu cinayetleri sorgulamamış veya bu kliğin anlattıkları yalan tarihe inanmış ve bu kliğin güç kazanmasına yardımcı olmuştur. Bu nedenle bu gün bu faşist kliğin Kanî Yılmaz ve Sabrî Torî cinayeti vesilesi ile başta benim gibi bu sistemin güçlenmesine yardımcı olan herkesin, ilk günden günümüze ve gelecekte işlenen tüm cinayetleri kesin bir dille kınamaları ve en aktif tavrın da bu kesimlerce takınılması zorunludur. Çünkü 1980 öncesinden başlayarak işlenmiş tüm cinayetlerin nedenlerini daha iyi analiz etmemiz ve faşist ruhlu belkide T.C nin açık elemanları olan bu grubun, nasıl bir halkın özgürlük mücadelesine zarar verdiği ve Kürt halkının özgürlüğü için mücadele veren insanların nasıl teker teker yok ettikleri ve yok etmeye devam ettiklerini görerek, buna bir dur demenin gerektiğini ve bunu ancak bu sistemi bilenlerin, bu kliğin maskelerini düşürmesini sağladıkça mümkün olduğunu, bilmemiz gerekir. Biz başta PKK den ayrılanlar, bu siyasi cinayetleri işleyen bu kliği teşhir etmemiz şarttır. Yoksa tarihen ve vicdanen suçlu olmaktan kurtulamayız.

Kendilerine Apocu denen bu grup, Bağımsız Kürdıstan hayalini savunan tüm devrimci gençliği sömürgeci devletlerin yardımı ile etkisi altına almış, içine sızarak adım adım devrimci insanları bazen gizli(Ferit Uzun olayında) bazende çok açık(Memet Şener olayında) tasfiye etmiştir.

Bağımsızlık hayali olan insanlar yok edildikten sonra APO en son bağımsızlıktan da vazgeçmiştir.

Ama bu faşist grup, Hitler Faşizmi'nin kendilerine Nasyonal Sosyalistler demesi gibi, hala kendilerine devrimci demektedir. Bu katil devrimcilerden! Murat Karayılan, beklenildiği gibi Kanî Yılmaz cinayeti ile ilgileri olmadığını söyledi. Cinayetten sorumlu kişi, tam da Türkiyede 'Faili Meçhul Cinayetler'den sorumlu gizli ve kirli birimlerin yaptığı rutin açıklamalar gibi „Bunların hepsi saçmalık ve özel savaşın şahsımı ve hareketimizi yıpratarak Kürt özgürlük mücadelesini imha etme kopseptinin bir parçası olarak geliştirilen psikolojik savaşın yöntemlerinden başka bir şey değildir.“ diye açıklamada bulunmuş.

Eğer Türkiyede faili meçhul cinayetler devletin bu gizli brimleri tarafından işlenmemişse bu cinayetlerde PKK tarafından işlenmemiştir.

Bu açıklama ile dişardaki kitleye ''parti açıklama yaptı, olayla ilgisi yok' denilecek, ama içteki kitleye ise de ''ihanet cezasız kalmayacaktır'' propagandası yapılacaktır. PWD grup olarak PKK den ayrıldıktan sonra, Sîpan Rojhilat, Kemal Şahin, Hikmet Fidan, en son olarak Kanî ve Sabrî katledildiler ve Karayılan bunlarin hiçbiri ile ilişkim yok diyor. Çocukların bile buna inanması güçtür.

Bunu, bizzat yaşadığım olayları örnekleyerek verirsem, sanırım bu net anlaşılır.

Ben ve bir grup arkadaşım Öcalan'ın „Türk devletine Hizmete hazırım“ dedikten sonra PKK den ayrıldık. Ayrıldıktan sonra PKK de aşağıda isimleri olan arkadaşların tutuklu olduğunu, hayatlarından endişe ettiğimizi açıkladık.. Bir hafta sonra kendi yayın organlarında bu kişiler adına.
Biz kesinlikle tutuklu değiliz“ şeklinde bir bildiri çıktı.. ''Bu mücadelemizi darbeleye yönelik Uluslararası Komplonun bir parçası ve özel savaş oyunudur'' denildi.. 

Ayrıca bu isimlerden bazıları ile o zamanki MED-TV de roportaj da yapıldı. Ama aradan yaklaşık 6 yıl geçtikten sonra bu isimlere bakıp akıbetleri incelendiğinde, bu kliğin vahşi uygulamalarını daha net görmekteyiz.

Faruk Bozkurt
: (Açıklama yaptığımız zaman tutukluydu ve 30.08.2002 tarihinde bu faşist klik tarafından katledildi. Osman Öcalan nasıl katledildiğini ayrıntılı anlattı.)
Peyman Devrim: (Açıklama yaptığımızda tutukluydu, şu anda hala PKKdedir.)

Jîyan Deniz
(Şükran): (Açıklama yaptığımızda tutukluydu. Bir ara adı Osman Öcalanla ayrıldığı şeklinde geçti ama hala PKK dedir.)
Rahime Yıldırım: (Açıklama yaptığımızda tutukluydu PWD ile ayrıldı. Güney Kürdistanda yaşıyor.

Şehnaz Altun
: (Açıklama yaptığımızda tutukluydu, PWD ile ayrıldı. Güney Kürdistanda yaşıyor.)

Bedriye Tepe
: (Açıklama yaptığımızda tutukluydu. Ayrıldı şu anda Güney Kürdistanda yaşıyor.)

Hatun Turhall
ı: (Biz ayrıldıktan sonra tutuklandı, sonra PKK den ayrıldı. Güney Kürdistanda yaşıyor.)

Nazime Aktürk
: (Bizimle ayrılmak isterken tutuklandı, tutuklu iken yapılan baskılara dayanmayıp intihar etti.)

Derya Kül
: (Ayrılmak isterken tutuklandı, sonra serbest bırakıld. Muhtemelen daha PKK dedir.)

Şirin Dalduman
: (Ayrılırken yakalandı, tutuklandı, muhtamelen hala PKKdedir.)

Zübeyde Ersöz
:(Ayrılırken tecrit denilen bir uygulama biçimi içindeydi hala PKK dedir.)

Etem Karabulu
t: (Remzi Balyeci ile birlikte tutuklandi işkence gördü, hala PKK dedir.)

Remzi Balyeci
: (Ayrıldı. Ethem Karabulut ile birlikte tekrar PKK nin eline geçti. Ağır işkencelere maruz kaldı. Tekrar PKK den ayrıldı. Almanyada yaşıyor).

Engin Karaaslan
: (6 Kongre de beraber tutuklandık. Haksız yere tutuklanmasına rağmen 40 sayfalık özeleştiri raporunu yazıp PKK nin jargonu nasıl „Düşkün bir kisilik“ olduğunu söyledi. PKK de Sakıncalı Piyade gibi yaşıyor.)

Mesut Buldan
: (Ayrıldığımızda tutuklandı, bırakıldı. Sonra defalarca tutuklandı. Sonunda PKK den ayrıldı. Güney Kürdistanda yaşıyor.)

Mahmut Karadağ
: (Ayrıldığımızdan sonra tutuklandı. Bırakıldıktan hemen sonra ayrıldı. Almanya da yaşıyor.)

Enver Hasan
: (Kongre de Tutuklandı Grubumuz ayrıldıktan sonra PKK'den ayrıldı. Güney Kürdistanda yaşıyor.)

Mahmut Evran
: (İsmi yanlışlıkla yazılan ve hiç tutuklanmayan Bu kliğe hizmeti en büyük zevk bilen biridir ve tabiki hala PKK dedir.)

Yücel Zeydan:
(Ayrıldıktan sonra 'Rapor Süreci' denilen bir uygulamaya alındı. YNK ile 2001 yılında yaşanan çatışmalarda kendisinden ''Kendini ıspatla“ (Tercüme edilmis haliyle intihar et) denilerek en ön saflara gönderilerek katledildi)

Berzan Dürre
: (Ayrıldığımızdan sonra tutuklandı Ali Haydar Kaytanin emri ile katledildi.)

Casım Elma
: (Ayrıldığımızda tutukluydu. Bırakıldıktan sonra PKK den ayrıldı. Şu anda Almaya da yaşıyor.)

Demirhan Aslan
: (İsmi ''Şemdin Sakık'ın en yakın adamı'' olarak geçtiğinden hep gözetim altında kaldı. Hala PKK'de gözetim altındadır.)

Metin Yazar
: (Ayrıldığımızda tutuklanmadı ama PKK nin politakalarını kabul etmediği için ayrıldı Güney Kürdistanda yaşıyor.)

Bayram Şen:
(Nuray Şen’in oğlu olup PKK nin politikalarına karşıydı. Osman Öcalan ve Cemil Bayık tarafından öldürülüp, „“köpekten korktuğu, arkasında bir köpek havlaması sonucu kayalıktan düşüp kazayla yaşamını kaybetmiş“ gibi çok komik bir gerekçe gösterildi. Annesi Şehit Annesi ilan edilerek Kon- Kurd başkanlığına getirildi ve bir numaralı Apocu yapıldı. Bu cinayet Apo tarafından baştan beri uygulanan „öldür ama sahiplenme. Eğer uygunsa sahip çık, sehit ilan et, aile çevresini daha fazla kendisine bağla“ pratiğini bu klik tarafındanda yaşama geçirilmesinin de başlangıcıdır. Nihayetinde Gulan Garzan: Yine bu ekip tarafından öldürüldü, şehit ilan edildi. Erdal kaza kurşunu ile yaşamını yitirdi şehit ilan edildi, 'anısına' anıt mezar yapıldı.)
Umut Özarslaner: (Van Belediye Başkanı Şahabbetin Özarslaner'in oğlu. Biz ayrıldıktan sonra O' da ayrıldı, şu anda İsveç de yaşıyor.)

Kanî ve Sabrî gibi değerli Kürt şahsiyetlerinin cinayeti ile Kürt halkının başına bela olan, Kürdistan’a, ne kadar modern kavramlar kulansalar da, aslında Faşizmi getirmek dışında hiç bir amaçları olmayan bu grubun, daha iyi anlaşılması zorunludur.
Bu grup her cinayet işlediğinde, korkak aydınların kendilerine daha fazla bağlandığını gördükleri için, cinayet işliyorlar. Düşünen aydın değil, korkan ve korkusundan itiat eden aydın ve kitle istiyorlar.

Şurası bir gerçek ki; Devleten, Kontra-gerilla, JİTEM'den korkmayan bu Kürt aydınları ve kitlesi, bu Apocu gruptan korkmaktadır. Bu da Apocuların yarattığı yalaka aydın tipinin çıkarcı ve korkak ruh halinin, kitlelere bulaşmasının bir sonucudur.

Bu son cinayet, bu korkunun yıkılmasının adı olmalıdır. Unutulmamalıdır ki faşizm, gücü olduğu sürece savaşlar ve cinayetler işlemeye devam edecektir. Hedefte kendisi gibi düşünmeyen herkes vardır, onlar bittiğinde kendilerine en yakın ınsanları öldürürler, hiç kimse kalmadığında ise kendi kendilerini öldürürler. İşte bu, Faşizmdir.

Sayın Kanî Yılmaz ve Sabrî Torî nin yanmış cesetleri, bu Apocu grup için her zaman bir utanç belgesi olarak kalacaktır. Sevgili Kanî ve Sabrî inandıkları davaları için şehit olduklarından, huzur içinde ebeddiyen yaşayacaklardır.

15.02.2006

Sait Çürükkaya


 Druckbare Version Druckbare Version Diesen Artikel an einen Freund senden Diesen Artikel an einen Freund senden   5301 mal gelesen.



 
· Mehr zu dem Thema Haber_Yorum_Kurdistan
· Nachrichten von rizgarionline


Der meistgelesene Artikel zu dem Thema Haber_Yorum_Kurdistan:
5. Kurdisches Filmfestival

durchschnittliche Punktzahl: 4.85
Stimmen: 7


Bitte nehmen Sie sich einen Augenblick Zeit, diesen Artikel zu bewerten:

Exzellent
Sehr gut
gut
normal
schlecht



Re: Sait Çürükkaya: 'Faşizmin olduğu yerde cinayetlerde vardır' (Punkte: 1)
von ismailintepesi auf Donnerstag, 16.Februar. @ 17:23:32 CET
(Userinfo | Artikel schicken)
Yahu Süleyman; sen katilin ağababası değilmisin ki katil diye arkadaşlarını itham ediyorsun? Kaç masumun kafasına silah sıktın gözünü kırpmadan istersen ben adları ile sayayım ha ne dersin?





Editor: M.Sarica

Print this page | Send to a friend!
Rizgari News-RSS | News-RSS | Twitter
Erstellung der Seite: 0.41 Sekunden
Add Favorites: Facebook | Myspace | Google | Twitter | Digg | Del.icio.us | Reddit | Webnews | Folkd | Mister Wong | Linkarena